Yukarı Çık

ENGELLİ OLMAK..

1 Aralık 2015 Salı 15:15:56
998 kez okundu.

Hastane odasında doktor yüzüme çok ciddi bir şekilde ; ‘’ Üzerine basmaman gerekiyor. Bu koltuk değneklerini kullanmaz üzerine basarsan dizindeki lif yırtılmaları iyileşmez ve ameliyat olman gerekir .’’dediğinde panikle korku arası bir duyguyla şaşkın şaşkın yüzüne baktım. Bu zamana kadar bu şekilde bir durum yaşamamış olmak , herhangi bir fiziksel sorunu , eksiği olmamak hayat içerisinde bu ayrıntıyı çok da dikkate almadığımı fark ettirdi bana. Hastaneden çıkıp eve gitmek için yola koyulduğumda aslında gün içerisinde onlarca defa yaptığımız karşıdan karşıya geçme eylemini bile otobanda bir kaplumbağa hissiyle yaşadım. Çok basit görülen işlerde bile kontrolün tam olarak sağlanamaması insan acziyetinin aslında yüzüme vurduğu tokat gibiydi. Koltuk değneği diye bir şey vardı mesela ve o olmadan yürümek imkansızdı. Şükürle isyan arası çizgiyi fark ettim o an. Yoklukla varlık arasında mekik dokudu beynim. Yaradılışımızdaki şahaneliği fark etmekle ‘’şükür’’ ritminde attı kalbim. Sevdiğim biri dedi ki tam da bu durumla ilgili, eşi kanser olan bir ortak tanıdığımızı hatırlatarak,’’Daha zor hayatlar var, birini göz göre göre kaybetmek gibi..’’ Bunca yıl hiçbir fiziksel sorunla karşılaşmadan yaşamış olmak hudutsuz şükür sebebiydi. Kalıcı bir sorun yoktu halimde, ola da bilirdi..

Sürekli iş hayatında yoğun bir tempoda çalışıp kendine değişik meşgaleler bulan biri olarak evde bilmemkaç metrekare içerisinde yaşıyor olmak insan psikolojisini az da olsa etkiliyor. Mesela bu yazı, bu şekilde bir durumla karşılaşmasam yazmayı bile düşünmeyeceğim bir ayrıntı olurdu sadece. Böyle zamanlarda insana aslında fotoğrafa daha geniş açıdan bakmayı, görmediğimiz detayları daha iyi fark etmeyi sağlatıyor. Hırs dünyasında öne geçme yarışında, ötekini görmeden hatta görmek istemeden elini güçlendirme adına silahlarla donanıyor. Daha büyük daha hızlı arabalara biniyor mesela, kendi acziyetini örtüp güçlü gözükmek için. Devlet kurup savaşlar yaşatıyor sonra aynı ruh, Kafkaslarda, Ortadoğu da savaş oluyor adı, sınır ihlalleri, çatışma halleri .. İnsanlar evlerinden, yurtlarından , canlarından oluyor bu sebeple. Tam da bu esnada biri yanıma yaklaşıp ‘’ karşıdan karşıya geçmenize yardım edeyimmi?’’ diyor tüm nezaketiyle , yüzüne başka bir ruh haliyle garip garip bakıyorum ve içimden, insan kalmayı nasıl başardın diye sormak geçiyor..

3 Aralık dünya engelliler günü. Kendi durumuma denk gelen bir tevafuk aslında. Ben bu şekilde kalmayacağım belki ama denk gelen bu zamanda o psikolojiyi yaşıyor olmak hayatın anlamını daha iyi idrak etmemde yardımcı olacak.. Şimdi çevremizdeki engellilere şöyle davranalım böyle yardım edelim teranelerine girmeden asıl engelliliğin beyinde olduğunu vurgulamak istiyorum. Yüzlerce örneği var eksik bir yanıyla hayata tutunup, sportif ,sanat , edebiyat, bilim alanında bir şeyler başarmış insanların. Önemli olan kendi beynimizdeki sığlıklardan kurtulup, insan olmak adına kendimize koyduğumuz engelleri kırabilmek. Empati kuramama engelini aşmak mesela, fil dişi kulelerimizden çıkıp hayata karışabilmek.. Bu durum sosyal hayattan iş hayatına devlet yönetiminden aile içi sorunlara kadar uzanır.

Aslında bu hafta ‘’sevmek’’ üzerine bir yazı planlamıştım . Sevmeye dair engellerimizden bahsedecek..

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Tarafımızdan izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi kullanılamaz.