Yukarı Çık

SEVEBİLİYOR MUYUZ?

17 Ocak 2016 Pazar 13:43:59
1482 kez okundu.

Oysa sevmek çok basit bir denklemdi ve kodlanmıştı yaradılışında insana. Binlerce kitap okumaya hiç de gerek yoktu bunun için. Okuma yazma bilmeden de sevebilirdi insan bir diğerini..

Basit bir içler dışlar çarpımıyla herkes birbirini sevebilirdi böylece . ama öyle olmuyordu nedense. Akıl almaz bir şekilde ‘’sevmemeyi’’ başarabiliyordu insan. Hatta korkunç bir şekilde uzaklaşıyordu herkesten her şeyden, kendinden bile. Yalnızlaşmak bir tercih gibi giriyor ve yaşam şekline dönüşüyordu hayata. Yaşanmışlık , yaşanamamışlık gün gelip yüzleşmeye ve kendinden nefrete varan çaresizliğin yılgınlığa ve kapatmaya pencereleri, perdeleri çekmeye ,kahve fincanının tekilliğiyle kendiliğinden yanan muma dönüyordu odadaki oksijen tükenene kadar.

Sanayi toplumuna suç buluyordu uzmanlar. Oysa tarım döneminde öylemiydi? Her çocuk toprakta çalışacak bir işçi olarak görülse de ; bu sebeple çok çocuklu kalabalık aile yapıları ortaya çıkmış oluyor ve sofraya konulan bir kap yemeğe dokuz kaşık birden uzanıyordu. Der ki bir tanıdığım ; ‘’ Gaz lambasıyla aydınlanmış sofralarda , sini üzerine konmuş bir tas yoğurdun içerisine sıcak mısır ekmeğini doğrayarak savuşturduğumuz açlık, orda kaldı, hala doymadık..’’ 

Büyükten küçüğe geçiyordu anne dokuması bir kazak. Anne dokuması diyorum , el işi göz nuru , yavrusuna kendinden bir hediye , AVM’lerde bulunamayacak paha biçilmez, sevgi kokan. Sevmek bu kadar içten ve kolay bir şeydi aslında. Kodlarımızda vardı ve bunun için okullarda okumaya gerek yoktu. Toprak kokuyordu baba eli , ama sarılıyordu çocuğuna içtenlikle, sanki kokusunu unutmamak için bir ömür, sanki bir daha göremeyecekmiş de son kez sarılır gibi içtenlikle.. Yapmacık gülüşlerle objektiflere poz verirken çocuğu olduğunu hatırlayan babalar gibi değil, okul müsamerelerinde.

Sanayi insanları şehirlere çekti hızlı bir şekilde. Şehirler kalabalıklaştı ve sıkıştepiş binalara gökdelenlere dönüştü yaşam alanları, toprak çok uzakta kaldı hayatlardan. Her çocuk bir masraf olarak görülmeye başlandı şehir kültüründe, para kazanmak için zamanının çoğunu koşturmakla geçiren ailelerde sevgi maddi değerlerle ölçülür oldu.  Bilmemkaçliralık telefon, elbise, takı. Masraflarını karşılamayı ilgilenme olarak gördü aileler , bir çocuğun aslında her şeyden önce Anne ve Baba’ya ihtiyacı olduğunu unutarak.

Bu yazı uzar gider, oyüzden fazla kırıp dökmeden durmalı ve sadece aile içi durumlardan başlayarak ‘’sevme’’ eylemine dair neler yaptığımızı gözden geçirmeliyiz. Özellikle çocuk yetiştiren, topluma bir birey kazandıran aileler dikkat etmeli buna.  Belki bu sayede kavga etmeden, bencillikten uzak, empatik becerileri olan bir toplum olur ve herkes odasında kendi sanal dünyasında değil de…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Tarafımızdan izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi kullanılamaz.